“Yaşam bir hız trenidir… Sana gözyaşı ve kahkaha getiriyor, dedikleri bu”

15.09.2022 16:33 Haber Deposu: Betül Memiş / Cnnturk.com  
“Ses ve ritim fazlaca uzun süredir 19. yüzyıl müziğinin engellemelerinin boyunduruğundaydı. Bugün özgürleşmeleri için savaşıyoruz… 19. yüzyıl bestecileri bizlere yeni sesler vermek yerine eski seslerin bitmez tükenmez düzenlemelerini verdiler. Radyolarımızı açtığımızda bir senfoniye rastladığımızı daima anlayabiliyorduk. Ses hep aynı sesti. Ve bunlarda ritmik olasılıklar mevzusunda meraklanmanın en küçük emaresi bile yoktu. İlginç ritimler duymak için caz dinliyorduk” diyor Amerikalı besteci, felsefeci, sanatçı, müzik teorisyeni, yazar John Cage ve ekliyor: “Müzik süreğendir kesintiye uğrayan bir tek dinleme eylemidir.” Pandemiden sonrasında ses ve ritim güzergahımızda epey değişik yada absürt mevzular yaşadık / deneyim ettik diye düşünüyorum. O sebeple de bugün, hafta sonu rotanızı caz melodilerine çevirmenizi salık vereceğim, tam da Cage üstadın dillendirdiği suretiyle, kesintiye uğrayan dinleme eylemimizi şahlandırmak için! Bu yıl 3. kez sanatseverlerle buluşacak (St. Georg Avusturya Lisesi Mezunları tarafınca kurulan) Avusturya Liseliler Vakfı 3. Müzik ve Sanat Festivali (ALV), 17-18 Eylül tarihleri içinde yerli ve yabancı sanatçıların sahne performanslarıyla Avusturya Başkonsolosluğu’nda gerçekleşiyor. Pandemi sebebiyle ara veren ALV Kültür ve Sanat Festivali’nin bu yıl ki konukları: Simone Kopmajer, Standards & Friends (Arzu Sert Erdoğan, Eren Noyan, İpek Dinç), Erdem Özkan, Mehveş Emeç, Ayhan Sicimoglu & Latin All Stars ve DJ Ahmet Musluoğlu. Festival ek olarak Avusturya Lisesi’nden mezun olan sanatçıların eserlerinden oluşan bir de karma sergiye yer veriyor. Festivalin geliri, önceki yıllarda olduğu şeklinde gene Avusturya Lisesi’nden mezun, başarı göstermiş ve maddi desteğe gereksinim duyan öğrencilerin yurtdışı eğitimlerine katkı sağlayacak.

Ikimiz de festival kapsamında, Avusturya’nın “dünyaca meşhur caz divası” (2005’te ilk albümü “Romance” ile müzikseverlere merhabasını veren) Simone Kopmajer ile bir röportaj gerçekleştirdik. (Meraklısına not: Kopmajer, 18 Eylül’de sahne alacağı ALV Kültür Sanat Festivali öncesinde, 16 Eylül’de de usta davulcu Reinhard Winkler, piyanoda Coşkun İnsel, kontrbasta Baran Say, saksafonda Yahya Dai’den oluşan Standards grubuyla Sıkıntılı PSM Touché’da sahne alacak.) Hazırsanız, yavaştan başlıyoruz; fakat öncesinde fonu es geçmeyip Kopmajer’in (müzik eleştirmenlerinin, Kopmajer’i bir sonraki adıma taşıdığını söylediği)
“My Wonderland” albümündeki şarkılarının sesini açıp, hafta sonuna / festivale geçiş yapabilirsiniz. (Röportajdaki renkli fotoğraflar: Tinksi)
“Hiçbir konser bir diğerine benzemiyor”
· Son günlerde, çağdaş Çin edebiyatının öncü yazarlarından biri kabul edilen, “Güneşin Öldüğü Gün” adlı kitabıyla dikkat çeken Yanki Lee’nin şu tanımlarını manidar buluyorum: “Bugün hakikat, bir başka hakikat ile örtülü. Üstelik aslolan hakikat bizim gözlerimiz tarafınca fark edilebilir özellikte de değil. Var olmayan, imgesel bir hakikat o. Gerçeğin olmadığı bir dönemde yaşamın içindeki gerçeği tanımlamak nafile…” Lee’nin bu cümlelerinin ışığında, pandemi sürecinde “yaşam mesainizde” ve “müzik hayatınızda” neler oldu?
Zor zamanlarda sanat ve müzik biz için her zamankinden daha mühim olduğundan müzikle daha yoğun ilgilenmeye başladım. 2020 senesinde, “Christmas” ve “My Wonderland” adlı iki yeni albüm çıkardım ve yeni bir kayıt yöntemi keşfettim. Izleyici ile iletişimde olamamak, bilhassa oturma odamdan konser yapmak istememek, sahnede olmak arzusu en güçlü itici güçtü.
· Besteci Chick Corea: “Sanat, başa çıkması güç fikirlerle dolu bir mevzu. Gerçekçi olmak gerekirse, ilgilenilmiş olduğu tek şey fikirler… Bir şey yaratmak için Picasso ya da Rembrandt olmanıza gerek yok” der ver ekler: “Yaratmanın eğlencesi ve verdiği keyif, sanat disiplinleriyle yapabileceğiniz her şeyin üstünde…” Şarkılarınızın mutfağında olan bir yaratıcı olarak; sizin için “sanat” ve “caz” ne anlama geliyor?
“Müzik evrensel bir dil” ve ben dünyanın her yerinde konser vermekten, müziğimle dünya genelinde dinleyicilerle kontakt halinde olmaktan keyif alıyorum. Değişik milletlerden müzisyenler birbirleriyle görmeden anlaşırlar ve birleşirler; bu benim müzikle yeniden yeniden yaşayabileceğim bir tecrübe. Bilhassa caz, başka müzisyenlerle doğaçlama yapma ve yeni bir şeyler yaratma fırsatı sunuyor. Bunu fazlaca çekici ve motive edici buluyorum; hiçbir konser bir diğerine benzemiyor.
· Sizi tanıyanlar için değil fakat, ilk kez tanışacak olan müzikseverlere müziğe başlangıç yolculuğunuzdan bahseder misiniz?
Ben, Avusturya’nın ufak bir şehrinde, Bad Aussee’de büyüdüm ve 8 yaşlarında piyanoya başladım. 15 yaşlarında Graz Üniversitesinde “caz vokalistliği” eğitimine başladım ve ondan sonra klasik piyano eğitimi de aldım. Annem ve babam da müzisyenler ve beni hep desteklediler. 17 yaşımda, Sheila Jordan ile bir workshop yapmak için burs kazandım ve o andan itibaren neredeyse tamamen müzisyen olma mevzusundaki büyük arzuma odaklandım.

· Müzik eleştirmenleri sizin için; “Geleneğe sadık kalmış olarak kendi yaklaşımını sergilemek şeklinde eşi olmayan bir kabiliyete haiz“ ve “İnanılmaz derinlikte bir ses. Şarkıya yaklaşımı abartısız bir içtenlik” şeklinde tanımlamalar yapıyor. Tüm bu tanımlar sizin için ne ifade ediyor?
Basında müziğimle ilgili çıkan güzel yorumlara doğal ki seviniyorum, fakat müziği ilk olarak kendim ve müzikseverler için yapıyorum.
“Aşk: Birbirimiz için olmak”
· Müziğinizde rotanızı ne/ler belirliyor? Albüm hazırlığında önceliklerinizi ve seçimlerinizi neye gore belirliyorsunuz?
Bir albümün çıkışı her birinde değişik, fakat en önemlisi ve vakit alanı eserlerin seçimi… Son yıllarda kendi bestelerim de oldu, fakat ben tanınmış melodileri kendi yorumlarımla yaratmayı seviyorum. Jazzstandars, Pop-Klassiker albümlerimde daha fazlaca kendi bestelerim ve yorumlar var. Müzikal çeşitlilik bana zevk veriyor.
· Sekiz yaşlarında piyano, on iki yaşlarında saksafon… ve babanız büyük itici gücünüz; sonrası sayısız ülkede konserler ve ödüller… Ve bugün geldiğiniz noktada, müzikal yolculuğunuzda sizi en fazlaca etkileyen/dönüştüren isim/ler kimdir?
Beni en fazlaca etkileyen ve dönüştüren adlar doğal ki idollerim; Ella Fitzgerald, Frank Sinatra, Jon Hendricks, Chet Baker, Stevie Wonder, Diana Krall ve Aretha Franklin.
 · İlk çıkış albümünüzü niçin kendi ülkeniz olan Avusturya’da değil de, ABD’de yaptınız; bu bir tercih miydi, yoksa müzikal şartlar mı öyleki gerekti?
İlk albümüm New York’da kaydedildi ve Japon Venus Record tarafınca piyasaya sürüldü. Hemen sonra izleyen birkaç albümüm de halen yalnızca Asya ve ABD’de bulunuyor. Bu benim için müzik yaşamına adım atmak ve bu kadar erken George Mraz, Victor Lewis, Houston Person, Jamaaladeen Tacuma şeklinde büyük caz ustaları ile beraber çalışabilmek için en doğru yoldu.
· “Spotlight on Jazz” albümünüzde; “Yaşam bir hız trenidir / İnsanların söylediği bu / Sana gözyaşı ve kahkaha getiriyor / Dedikleri bu / Fakat seni kuvvetli bir şefkatli aşka götürebilir” diyorsunuz, peki sizin için “aşk” nedir?
Birbirimiz için olmak!

“Şarkı kitabı üstünde çalışıyorum”
 · Müzik yapmak isteyen genç caz müzisyenlerine tavsiyeleriniz ne olur?
Genç müzisyenlere birçok albüm yapma olasılıklarına karşın gerçek odaklandıkları mevzuyu kaçırmamalarını ve müziğin içine hakkaten girebilmek için uzun süre bir sanatçı ile ilgilenmelerini tavsiye ederim. Bence sürekli kendi kayıtlarını yapmak, evde kayıt etmek ve bu şekilde öğrenmek fazlaca mühim doğal ki, tecrübe kazanmak için mümkün olduğunca erken sahneye çıkmalılar.
· İstanbul’da hayranlarınızı iyi mi bir konser bekliyor, birazcık tüyo alabilir miyiz?
Daha ilkin İstanbul’a asla gelmedim, 3.ALV Sanat ve Müzik Festivali’nde sahne alacağım için fazlaca heyecanlıyım. Bu konser için bir “Best Of” program hazırladık.
· Yeni proje/şarkılar var mı; yakın ve uzak gelecek planlarınız/hedefleriniz nedir?
2023 ilkbaharında, yeni albümüm çıkacak ve şu an kendi bestelerimden oluşan bir şarkı kitabı üstünde çalışıyorum. Yakın gelecekte yaylı çalgılar dörtlüsü yada halk müziği ile bir jazzband ve fazlaca daha fazlası projelerim içinde içeriyor.
· Ve son olarak, bugünlerde dikkatinizi çeken yada önerebileceğiniz bir film, bir şarkı, bir sergi yada bir kitap var mı?
Film seyretmek, sergilere gitmek şeklinde etkinliklere ne yazık ki pek zamanım olmuyor. Fakat Paulo Coelho’nun kitaplarını sevmiş olarak okuyorum.

Son Dakika Haberler